Yazı Detayı
04 Mayıs 2020 - Pazartesi 01:41
 
YÖNETMEN OYUNCU İLİŞKİSİ
Mehmet Ayaz Secgil
 
 

Merhabalar değerli dostlar, İlk yazım olması sebebiyle önce bir kısa kendimi tanıtmak istiyorum. İzmir doğumluyum. İki yaşımdayken İstanbul’a gelmişiz ve o günden bugüne kadar da İstanbul’da yaşamaya devam ediyorum. Yeşilçam sineması filmleriyle büyümüş ve Yeşilçam sineması ustalarına hayran, sinemaya gönül vermiş genç bir yönetmenim. Bu yolculuğa liseden sonra oyunculuk ile başladım. Önce bir kısa film ile başlayan yolculuğum sonrasında tiyatro oyunculuğu ile devam etti. Bu süreçte sinema üzerine burslu eğitimler aldım ve atölyelere katıldım. Bu sayede sinemaya bakış açık değişti ve kendim bir şeyler üretmek istedim. O günden bugüne de arkamda güzel bir şeyler bırakabilmek adına canla başla çalışmaya devam ediyorum. Beykent Üniversitesi Sinema ve Televizyon (İngilizce) burslu öğrencisi olarak eğitim hayatıma da devam etmekteyim. En son çektiğim ‘Hayat Birlikte Güzel’ adlı kısa filmim için özel bir yazı dizisi olacağından bu yazımda çok bahsetmeyeceğim şimdilik. Ama benim için özel olmasının sebebini yazmam gerekirse; tabii ki Yeşilçam sineması ustaları anısına yaptığım bu kısa filmde Yeşilçam'ın kendi usta oyuncularından başta Türk sinemasının duayen ismi İlyas Salman olmak üzere Ahmet Arıman, Ergun Sözen gibi değerli isimler ile gerçekleştirebilmiş olmamdır.

Evet, şimdi yavaş yavaş bugünkü konumuza giriş yapalım artık. Korona virüsü ile savaştığımız bu talihsiz günlerde, insanların çoğu film izleyerek vakitlerini değerlendiriyorlar. Hayatında hiç bu kadar film izlememiş olanlar bile var. Çünkü hiç bu kadar boş vaktimiz olmamıştı hayat koşturmacasından. Bu amansız virüs, eğer bardağa dolu tarafından bakmak istersek insanların aslında kendi kendilerine daha çok zaman ayırabilmeleri için bir fırsat olarak da görülebilir. İşte bu kendimize daha çok vakit ayırmak için fırsata dönüşen bu zamanlarda, ben de uzun zamandır yapmak istediğim ama bir türlü fırsat bulamadığım bir işe girişmiş oldum. Sinema hakkında bir ‘Podcast’ programı. Radyo 1919 FM aracılığı ve Umut Uçar sunumuyla artık her hafta 22.30’da sizlerleyiz. Bu hafta itibari ile başladığımız “Yeşilçam Buluşmaları” adlı bu Podcast programımızın ilk haftasının konusunu da “Yönetmen-Oyuncu İlişkisi” olarak belirledik. Bu program benim için çok değerli çünkü projeyi Hababam sınıfının yardımcı yönetmeni ve oyuncusu Ergun Sözen ile usta yönetmen Ertem Eğilmez’in gözbebeği ile yapma şansına sahip oldum. Bundan daha özel, daha harikulade bir başlangıç olamazdı benim için.

Sonrasında Podcast programımızda değindiğimiz konuları bir de düzenli olarak kaleme de alalım düşüncesi ile işte bu “Yeşilçam Buluşmaları” köşemiz ortaya çıktı. Bunun dışında farklı konularda da yazacağım elimden geldiğince fakat bu köşemizde her hafta Podcast programımızda değindiğimiz konu ile eşdeğer olacak nitelikte bir yazımız olacak.

DOĞRU OYUNCU SEÇİMİ

Yönetmen sette her şeye hâkim olabilen ve gerektiğinde her şeye müdahale edebilip fikir yürütebilecek düzeyde bilgi birikimine sahip olabilen, ayrıca pratik zekalı ve çabuk karar verebilen bir yapıya sahip olmalıdır. Bunlar çok önemli olmakla birlikte oyuncu seçimi de iyi yönetmen olabilmenin büyük bir paydasını oluşturuyor. Doğru oyuncu seçimi demek ille de profesyonel oyuncular ile çalışmayı tercih etmek değildir. Eğer doğru oyuncu seçimi demek bu demek olsaydı Ertem Eğilmez “Hababam Sınıfı” oyuncularının bazı karakterlerini gazete ilanı ile seçmek için bir girişimde bulunmazdı veya daha günümüze yakın bir örnek verilmesi gerekirse Nuri Bilge Ceylan “Uzak” filminde yeğenini ve “Mayıs Sıkıntısı” filminde anne ve babasını oynatmazdı. Önemli olan profesyonel ve tabiri caizse ünlü oyuncu ile çalışmak  değil, senaryoda yer alan karakterin ruhunu en iyi yansıtabilecek oyuncuyu seçebilmektir. Gerek büyük usta Ertem Eğilmez’in gerek Nuri Bilge Ceylan’ın bu yöndeki tercihlerinin filmlerine çok özel bir değer kattığını düşünüyorum. Hababam Sınıfı Görüntü yönetmeni Hüseyin Özşahin Hababam Sınıfı çekimlerinde Ertem Eğilmez ile olan bir anısını şöyle anlatıyor: Ben O’na “Hocam, bu oyuncular amatör bunlarla nasıl çekim yapacağız?” dedim. O da bana “Sen merak etme ben onları öyle bir seçtim ki, gayet güzel olacak. Ben onlardaki o yüreği gördüm” dedi. Nitekim de öyle oldu. Ortaya değerli hocam Ergun Sözen’in de dediği gibi 54 hafta gişede kalarak dünya rekoru kırmış efsane bir film çıktı. Yalnız bazı durumlarda özellikle usta isimlerle çalışmanızı gerektiren özel durumlar da olabilir. Benim çekmiş olduğum kısa film de oyuncu seçimi anlamında bu özel bir projelerden biriydi. Yeşilçam anısına yapılmış olan bir kısa film olduğu için, oyuncu kadrosunu Yeşilçam'ın kendi usta oyuncularıyla oluşturma fikri benim için altın değerinde bir fikirdi ve bu usta oyuncuların yanında yer alan genç oyuncu arkadaşlarım da (Doğukan Nazif Soykök, Özüm Çakır, Ahmet Çakar, Kadir Çelik, Ümit Türkdoğan) rolleri ile çok güzel özdeşleştiler ve bu anlamda doğru oyuncu seçimleri yapabilmiş olduğum için çok mutluyum.

YÖNETMEN HER YERDE OLMALIDIR

Yönetmen sadece monitör başında oturup talimatlar veren bir insan değildir, olmamalıdır. Set öncesi, set anı ve set sonrası her aşamada aktif olarak yer almalıdır. Eğer oyuncular ile hiçbir bağ kuramazsa ve kendini monitör başında pasife ederse oyuncular da bundan dolayı sürekli güvensiz ve tedirgin halde olurlar. Bunu söylememin sebebi şu ki: çekime gidip de sette geçirdiği uzun saatler boyunca yönetmen ile tek kelime etmeden geri dönen oyuncu arkadaşlarım olmasıdır ve bundan dolayı duydukları rahatsızlığı çok iyi bilmemdir. Ben kısa filmimi çekerken o an bir problem varsa ve problem ne ile alakalıysa mutlaka birebir olayın içine girip müdahale etmeye ve çözüm aramaya çalıştım. Yanımdaki yardımcı yönetmenim ve reji arkadaşlarımın” Hocam siz oturun biz hallederiz” ya da ”Siz bize söyleyin biz bakalım, siz yorulmayın” gibi sözlerini tabii ki de dinlemedim. Çünkü benim düşünceme göre yönetmen zaten yorulmalı. Kafa yormalı, çözüm aramalı ve sette olan her şeyden haberi olmalı. (Çekilen projeye etki eden faktörler dahilinde)

OYUNCUNUN YÖNETMENDEN BEKLENTİLERİ

Oyuncular kendileri ile ilgilenen ve kendilerine yol gösterebilen yönetmenlere karşı kendilerini daha iyi ifade edebilirler ve bu durum çok daha üst düzeyde performans sağlamalarına yardımcı olur. Eğer oyuncudan oscarlık bir performans bekliyorsanız, bir yönetmen olarak siz de oscarlık bir efor sarf etmelisiniz. İyi bir yönetmen, oynayacağı karakter ile ilgili oyuncudan gelecek fikirlere açık olmalıdır. Bir oyuncu, oynayacağı karaktere kendinden katacağı en ufak bir mimik, özellik ve duygu ile karakteri çok daha mükemmel bir boyuta taşıyabilir. Oyuncu ile karşılıklı fikir alışverişinde bulunmanın yanında, son nihai karar yönetmene aittir. İyi bir yönetmen ayrıca oyuncudan iyi bir oyun alabilmenin oyuncunun kendisini güvende hissedebileceği atmosfer ile doğru orantılı olduğunun da bilincindedir. Bunu ufak bir örnekle açıklamam gerekirse, ben ilkokula giderken çok çekimser bir çocukmuşum. Normal yaşıtlarımdan bir sene önce okula başlamış olmamdan kaynaklanıyor olabilir. İlk zamanlarda annemin yanında olmadığı zamanlarda kendimi güvenme hissedemeyişimden olsa gerek sınıfın kapısının açık olmasını ve annemi orada görmeyi istermişim. Aksi takdirde sınıfa asla girmezmişim. O yüzden güven ve güvende olma duygusunun ne demek olduğunu çok iyi biliyorum. Bir oyuncu da sette kendini güvende hissetmek ister ve ihtiyacı olduğunda, kararsızlık yaşadığında kendisine yol gösterecek bir yönetmen olduğunu hissetme ihtiyacı duyar. Yönetmen bunu sağlayabilirse oyuncunun en üst düzeyde performans yansıtabilmesine yardımcı olmuş olur.

OYUNCULARIN TEKRAR ÇEKİM IZDIRABI

Her ne kadar oyuncular çok fazla tekrar çekimi sevmiyor olsalar da bazen bu gerekli olabilir. Yönetmen istediği sonucu alana kadar istediği kadar tekrar çekim almakta özgürdür. Bu konuda Nuri Bilge Ceylan’ın bol tekrarlı çekimleri en bilinen örnektir. Bu bazen Nuri Bilge Ceylan’ın yaptığı gibi kişisel bir tercih ve kafasındaki mükemmeli yakalamak için kişisel bir tercih olabilir. Ama Nuri Bilge Ceylan kendini Dünya’da kanıtlamış bir yönetmen olduğundan O’nunla çalışmayı kabul etmiş her oyuncu bunu bilerek sete gelir zaten. Tekrar çekim evet bazen gerekli olabilir ve bir yönetmen setinde istediği kadar tekrar da alabilir fakat motivasyonun düşmemesi ve sahnelerin planlanan vakitte yetişebilmesi için de mümkün filmimi çekerken teknik bir problemden dolayı bir sahneyi 5-6 defa çekmek zorunda olabildiğince az tekrarlı çalışılmak için çaba sarf edilir. Sette çok tekrar söz konusuysa oyuncular problemin kendilerinden kaynaklandığını düşünebilir. Sadece oyuncular değil görüntü yönetmeni de dahil ekipte yer alan diğer çalışanlar da düşünebilir bunu. ”Hocam çok fazla tekrar çekiyoruz, bir sorun mu var?” sorusu mutlaka sorulur er ya da geç. Ben kısa kaldık. İlyas hocam da ”Benden kaynaklanan bir şey mi var evladım?” dedi. İşte benim de bu durumla karşılaştığım an bu an oldu. ”Estagfurullah hocam, teknik bir problem var o yüzden tekrar alıyoruz” dedik. Tabi bunu bu şekilde sorgulaması İlyas Salman’ın mütevazi ve bir durumda herkes problemi kendinden kaynaklı zanneder ve sorgular. Bu yüzden genelde tekrar çekimlerde sebebini açıklamak gerekir ki, sorunun nereden kaynaklandığını bilerek devam edebilelim. Çünkü her tekrarın mutlaka bir sebebi vardır.

OYUNCUYA YAKLAŞIM BİÇİMİ: EMPATİ

Bir yönetmen her şeyden önce oyuncusu ile empati kurabilmelidir. Ben oyuncu kökenli olduğum için sette oyuncularım ile etkileşim ve ilişki noktasında bir problem yaşamadım bu zamana kadar. Bu yüzden oyuncuyla empati kurabilmek için yönetmenin oyunculuk deneyimi yaşamış olmasının çok önemli bir faktörü  olduğunu düşünüyorum. Tabii ki her yönetmen mutlaka oyunculuk yapmış olmalıdır anlamına gelmiyor bu. Ama en azından çeşitli eğitimlere katılarak oyuncu psikolojisini anlayabileceği ortamlarda bulunması yönetmene her zaman avantaj kazandırır. Bu aynı zamanda yönetmenin oyunculuk becerilerini de geliştireceği için oyuncuyu yönlendirebilme noktasında daha yetkin bir hale gelmesini sağlar. Nitekim Ertem Eğilmez üstadımız da Kemal Sunal ile çalışırken İnek Şaban mimiklerinin nasıl olmasını istediğini önce kendisi gösterir sonra Kemal Sunal yaparmış. Bunları da Ergun Sözen, Hüseyin Özşahin gibi değerli hocalarımızla yaptığımız sohbetlerden öğreniyoruz. Hayat Birlikte Güzel adlı kısa filmimde çalıştığım usta oyuncular konusunda çok şanslıydım. İlyas Salman, hani bazı özel insanları anlatmak için derler ya profesyonel bir amatör diye,  işte tam olarak bunu söyleyebilirim İlyas hocam için . Oyunculuk anlamında profesyonel ama alçakgönüllülük konusunda amatör bir oyuncu gibi. Sete geldiği zaman selamlaşıyoruz İlyas hocamla, ‘Hoş geldiniz hocam", "Hoş bulduk evladım‘ ve sonrasında bana söylediği ilk şey: ”Sinema yönetmenlik sanatıdır evladım, bugün sen burada ne dersen biz onu yapacağız.” Oyuncuya empati ile yaklaşabilen yönetmenden hazır bahsetmişken bunu da mükemmel bir ’yönetmene empati ile yaklaşabilen usta bir oyuncu’ örneği olarak vermiş olalım. İlyas Salman gibi usta bir oyuncudan böyle bir yaklaşım görmek tabii ki bir yönetmen için muhteşem bir motive kaynağıdır.

Podcast programında da paylaşmış olduğum düşüncelerimi yazılı olarak da aktarmaya çalıştım. Bu işin sadece ben tarafı. Çok daha değerli tarafı var ki: Hababam sınıfının hem oyuncusu hem de yardımcı yönetmeni olan değerli hocam Ergun Sözen’in paylaştığı çok değerli anıları ve deneyimleri. Podcast yayınımızı mutlaka dinlemenizi ve Ergun Sözen’in kendi dilinden aktardığı bu deneyim ve anılarından faydalanmanızı tavsiye ediyorum. Çünkü onlar bizim çok önemli değerlerimiz ve onlardan öğreneceğimiz çok şey var.

Fayda görmeniz dileğimle, Sevgiyle ve sinemayla kalın,

 

 
Etiketler: YÖNETMEN, OYUNCU, İLİŞKİSİ,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
Haber Yazılımı