Yazı Detayı
27 Temmuz 2020 - Pazartesi 00:00
 
YEŞİLÇAM ‘IN UNUTULMAZ FİLMLERİ-VESİKALI YARİM
ERGUN SÖZEN ( HABABAM BONCUK)
 
 

Yönetmen Seyfi Havaeri’nin yarım bırakıp gittiği Damga filmi ile 1948 yılında Yeşilçam’a gelmişti Lütfi Akad.Yönetmenin yarım bıraktığı bir filmi tamamlamak,aslında daha önce hiç kamera arkasına geçmemiş biri için kolay değildi.Ama o Lütfi Akad’dı.Herkes onu yapımcı Hürrem Erman’ın mali müşaviri olarak tanırken,kendine güvenmiş ve bir anda yönetmen koltuğuna oturuvermişti.Bir daha da kalkmadı bu koltuktan.Eski mesleğine geri dönmedi.

******

İşte 1968 senesinde Yeşilçam’da çok ses getiren,klasikler arasına giren VESİKALI YARİM bu yürekli,her koşulda kendine güvenen bir büyük ustanın,en  unutulmaz filmidir.Manav Halil ile bir pavyonda konsomatrislik yapan Sabiha’nın aşkını anlatır Vesikalı Yarim.60’lı yılların sonunda Beyoğlu Pavyonları meşhurdur.Buralarda geceleri çalışan kadınların tutkusuyla her şeyini kaybeden nice küçük esnafın dramı vardır.Önce paralarını,sonra ailelerini yitirirler,pavyon kadınlarının uğruna.O kadınlar ki elde edemeyecekleri hiçbir erkek olmadığına inanırlar ve onların yüzünden yıkılan yuvalar aslında onların toplumdan aldıkları birer intikamdır.

 

VESİKALI YARİM FİLM AFİŞİ                                            ÖMER LÜTFİ AKAD'A SELAM OLSUN

Bu tarz pavyon öyküleri Yeşilçam’da aslında çokça anlatılmıştır.O yıllarda Sansür Kurulu’da bu ibret verici hikayeleri çok sever ve bu şekilde toplumun aile yapısını koruduğuna inanır.Ama zor olan bu bilineni değil,o kitlenin içinde bilinmeyen temiz kalpli,sevgisini yaşamayan insanları da anlatabilmektir.Bu nedenle bilinen bir konuya farklı bir yorum getiren Lütfi Akad’ın VESİKALI YARİM’i bugün Yeşilçam’ın klasikleri arasında en başlarda gelir.Lütfi Akad sinemasında gerçekçilik daima ön planda yer almıştır.Nitekim,Manav Halil’de,konsomatris Sabiha’da aslında sıradan insanlardır.Herkes gibi onların da çalışıp para kazanmaya,gönüllerince sevmeye,sevilmeye hakları vardır.Kendilerini toplumun bir kurbanı değil,mutlu olmayı hakeden bir ferdi olarak görürler.Halil ile Sabiha daha ilk karşılaştıklarında bu sımsıcak duygularla tanışırlar ve manav Halil giderek her akşam Sahiba’yı görebilmek için o pavyonun müdavimi olur.Oysa geride onu evde bekleyen masum bir eşi,çocukları ve yaşlı babası vardır.

 

VESİKALI YARİM böylesine bilinen ve istismara açık bir hikayeyi,öylesine sade,öylesine gerçek duygularla anlatır ki,seyirci de onunla birlikte kapılıp gider,öyküye.Lütfi Akad sinemasının en önemli özelliğidir bu.Gerçekcilik Akad’ın kamerasında tam bir yaşam kesitine dönüşür.Onun yer verdiği hiçbir karakteri yaşama aykırı veya gerçek üstü bulamazsınız.Vesikali Yarim’in öyküsü bir başka gerçekçi yazarımız Sait Faik’in,1948 yılında yazdığı,Lüzumsuz Adam kitabındaki Menekşeli Vadi hikayesinden gelir.Senaristi Safa Önal,bu senaryoyu okurken Türkan Şoray’ın,yürekten sevdiği erkeği ailesine teslim etmesi karşısında,gözyaşlarını tutamadığını anlatır.

*******

Bir kırık aşk hikayesini anlatmasına ve sonunda kahramanlarının toplum baskılarına yenilmesine rağmen,aslında bir gönül huzuruyla biter Lütfi Akad’ın filmi.Gerek siyah  beyaz görüntülerindeki gölge ustalığı,dönemin İstanbul’unu resimlemekte ki yalın başarısı,hüzün ama aslında sevgi dolu müzikleri ona çok özgün bir yapı kazandırmıştır.Keza Lütfi Akad’ın İzzet Günay gibi Yeşilçam’ın daha çok aksiyon filmleriyle bilinen bir jönünden,tam bir halk karakteri çıkarması,filmin en çarpıcı başarılarından biridir.Belki Türkan Şoray açısından,pavyon kadınlarının hikayesine Yeşilçam’da sık rastlanması nedeniyle çok önemli bir farklılık yaşanmamıştır.Ama manav Halil karakteri ve toplum düzenini korumak için feda ettiği aşkı anlatmak filme iki yönlü farklı bir boyut getirmiştir.Hem aile düzeni korunmuş,hem de seyirci aşk ve sevgiye saygı duyarak salondan ayrılmıştır.

 

1968 senesi VESİKALI YARİM için iki ödül getirmiştir.Antalya Altın Portakal Film Festivalinde En İyi İkinci Film ve En İyi Kadın Oyuncu.2009 yılında ise Türk Sineması Sevgi ve Onur ödülleri,bu film nedeniyle Lütfi Akad,Safa Önal,Türkan Şoray ve İzzet Günay’a layık görülmüştür.Sinema serüvenine 1948 yılında başlayan ve VESİKALI YARİM le zirveye adını yazdıran bu büyük ustayı,onur ödülünden iki yıl sonra 19 Kasım 2011 de kaybettik.Bu değerli yaşam öyküsünde,bugün bize bıraktığı birçok filmi gönüllerimizde yaşıyor.

******

1948’den gelen Vurun Kahpeye’den,1952’de Kanun Namına,Ulusal Sinema akımının ilk örneklerinden sayılan ve bugün Dünya Film Fonu tarafından restore edilen 1966 yapımı Hudutların Kanunu,Yeşilçam’da bir ilk olan 1973 yapımı

Gelin,Düğün,Diyet üçlemesi ve 1987 de şahsen aldığı İstanbul Film Festivali Onur Ödülü ve 1988 tarihli Kültür Bakanlığı Kültür ve Sanat ödülü büyük ustamızı daima gönlümüzde yaşatacaktır.Lütfi Akad’lar bir daha geri gelmeyecektir ama VESİKALI YARİM Türk Sineması varoldukça yaşamaya devam edecektir

 
Etiketler: YEŞİLÇAM, ‘IN, UNUTULMAZ, FİLMLERİ-VESİKALI, YARİM,
Yorumlar
Haber Yazılımı